09 Şubat 2010 Salı
Udinese-Napoli Kapışması
Serie A'da pazar günü Udinese evinde Napoli'yi 3-1 yenerken, maç sonrası çıkan olaylar hala gündemde.. Napoli'nin Ultras grubu sağlan deplasman yaparken, videodaki olaylar sonucu bıçakla yaralananlar olmuş. Bunların arasında 3 polisinde olduğunu ve 8 kişininde tutuklandığını da ekleyim.. Olayların daha geniş bir videosunu ben izledim. İtalyan taraftar gruplarının yaptığı olayların bizim medyada geniş çaplı yer almaması ilginç.. Bu tip olayları eskiden İzmir sokaklarında görmek olağan bir durumdu, şimdilerde ise çok zor.
Milan - Robinho ?
Bu arkadaşa tahammülüm pek olmadığı için artık kendisinin konu olduğu postların fotoğrafını bu şekilde koyma kararı aldım. Antipatik arkadaşımızın bundan sonra suratını görmeyelim bu blogda. Dün Ntvspor'da gördüm Santos'daki ilk golünü.. Çok geçerli bir şekilde yazmış ama maçın kısa bir özetinden dahi Brezilya Liginin kalitesizliği ve yumuşaklığı hemen belli ediyor kendini. Avrupa ile kıyas görmez, tabi böyle olunca Robinho'da kendini çalımlama yeteneklerini bol bol sergileyecektir bundan sonra. Konumuz o değil ama;Bugün okuduğum bir transfer söylentisinin gerçekleşme ihtimali düşük olsa da ben yine de yazayım. Bakarsınız sezon sonu olur, bende Fotomaç gibi "ilk ben yazmıştım" der, havanın kralını atarım.. Mancini'nin Robinho'yu gelecek yılda takımda istemediğini biliyoruz. Şimdilik Santos'a kiralık seçeneğiyle idare etselerde, sezon sonu bonservisiyle vermek isteyeceklerdir. Galliani'nin çok sevdiği tarzda bir adam bizim antipatik oğlan. Bugünlerde Milan ile Robinho'nun sezon sonu için görüşme yaptıkları, daha doğrusu Milan'ın Robinho için ufaktanda olsa nabız yoklamaya başladığı ifade ediliyor.
Dediğim gibi ben pek ihtimal vermiyorum. Yorgun ve yenilenmeye ihtiyacı olan Milan kadrosuna Ronaldinho varken fazla gelir Robinho. Bu tip iki adamın İtalya Liginde fazla geçerliliği olur mu, orası tartışılır? Mancini transferinden sonra herkese posta koyan Berlusconi'nin bu tip sorunlu bir adama sıcak bakacağını düşünmediğimden, bu işin sadece burada yer alan bu postla sınırlı kalacağını hep birlikte göreceğiz.. Milan mı? sakın haa...
08 Şubat 2010 Pazartesi
Atv'den Kurtulduk !
Ntvspor'un sitesinde büyük puntolarla girmişler haberi. Okur okumaz yüzümde bir tebessüm, içimde bir sevinç oluştu. Nasıl oluşmasın ki, o uğursuz Atv'den ve insana saç baş yolduran spikerlerinden kurtulmuş olduk. Nihayet dedirten bir imza bu..A Milli Takımımızın 2012 ve 2014 eleme maçlarının yayın haklarını Atv ile girdiği ihalede 28 milyon 150 bin dolara alan Ntv ve Ntvspor en azından yayın kalitesi bakımından ekran başındakinlerin en favori kanalı konumunda. Gerek spiker, gerekse arka plan çalışanları bakımından diğer tüm kanalların bir adım önünde olan Ntv Grubu bu 4 yılda en azından sinirlerimiz bozulmadan milli maçları izlememezi sağlayacaktır. Şimdi yapmaları gereken tek icraatin ellerindeki değerli spiker kadrosundan fire vermemeleri olduğunu benim gibi Ntv yetkilileri de düşünüyorlardır. Artık milli maç akşamları bir işkenceden çıkıp, maç önü ve maç sonlarıyla bir keyfe doğru yol almakta. Şükürler olsun...
Leonardo'un Umutsuzluğu
Milan deplasmandaki Bologna beraberliği sonrası Serie A'da 3. sıraya geriledi. Son haftalardaki Roma'nın yükselişi dün akşam Fiorentina deplasmanında da sürünce puan sıralamasının üst sıralarında ufak bir değişiklik oldu. Sonuçta İnter ile Milan arasındaki puan farkı artık 10.. Udinese maçına kadar herşey güllük gülüstanlık iken, Udinese ve İnter derbileri sonrası ibre bir anda tersine döndü.. Ligin bitimine daha 16 hafta varken Leonardo'nun dünkü Bologna maçı sonrası açıklamaları biraz ilginç geldi bana:"Şu an Inter'in tam 10 puan gerisindeyiz, bu çok fazla bir puan farkı. Şu an itibarı ile fark sadece sıralamada değil kalite açısından da gözüküyor"
sözleriyle gerçeği gün yüzüne çıkarmış oldu. Yanlız bu durumda madem kalite farkından bahsediyorsun, ligin ilk yarısında şampiyonluk kelimesinide ağzına alan sensin.. Bu işte idari anlamda büyük bir hata ya da yanlış var demek daha doğru olur.. Milan gibi bir takımın hocası daha toplanacak 48 puan varken böylesine bir açıklamaya yapıyorsa bana göre içinde bulunduğu camianın büyüklüğünden bir haberdir. Bu tip konuşmalardan hoşlanmayan Berlusconi'nin Mancini transferi sonrası Leonardo için bu ikinci negatif görüşünün sezon sonuna yansımasını merak ediyorum. Bu tip bir açıklamadan sonra takımı kalan 16 maçta hangi motivasyonla sahaya çıkartacağınıda açıklayırver be avel hocam..
Dünden Kalanlar

Rezilliği görüyorsunuz değil mi? Fotoğraflar bizim resmi siteden. Tüm forumlarda ve yerel basında bu çalınan 2 puanın hesabını kim verecek muhabbetleri dönüyor. Nerede İzmir'in futboldaki yetkilileri? Herşeyi bir yana bırakıyorum, kim vermeli bunun hesabını? O maçın temsilcileri bu maçın başlamasına nasıl müsade ettiler? Böylesine görevlerde bulunup, ne sikimi yersiniz lan siz o koltuklarda? Bu maç 15 gün sonra düzgün bir havada oynansa ne olurdu? Haklısınız ama her iki takımında gerek Türkiye Kupası gerekse Şampiyonlar Ligi maçları nedeniyle fikstür sıkışıklığı içinde bu mümkün değildi! Özellikle bizim yedek kulübesi evlere şenlik bir haldeymiş, bugünkü resimlerden daha iyi anlaşılıyor bu.. Tekrardan sahadaki 22 adamı ve tribünlerdeki yaklaşık 5 bin kişiyi kutlamak gerek. Maç sonrası bana ulaşan hasta sayısının rakamlarından kurdela yapıp maçın hakemine ve temsilcisine gönderecem. Bulurlar onlar kurdelayı sokacak yeri...
07 Şubat 2010 Pazar
Euro 2012
Milli Takımımızın hocası belli değilken, her maça göre değişken bir performans sergilerken bu gruptan çıkarız ya da çıkamayız demek ne kadar doğru olur, orasını sabaha kadar tartışırız! İlk bakışta bizim haricimizdeki ilk 3 torbadan kanki olduğumuz ülkelerle mücadele edeceğiz. Grubun dengesi açısından Avusturya ve Belçika ile oynanacak 4 maç önemli. Son iki torbadan daha kolay birileri gelir miydi? Gelebilirdi. Grubun genel güç dengeleri göz önüne alındığında 2.lik için kafadan favori olduğumuz 6 takım arasındayız. Almanya, Belçika ve Avusturya deplasmanlarına seyirci avantajını cebimize koyupta giderken, Kazakistan ve Azerbaycan deplasmanlarının sıkıntılı geçeceğine dair bir his var içimde. Yinede 9 grup içinde şikayet etmeyeceğimiz bir yerdeyiz. Yazının başında da dediğim gibi; bunca zamandır belli olmayan bir teknik ekip yoksunluğu içinde gidilen kura çekiminin, yeni hocanın belirlenmesinde önemli bir faktör olacağı görüşüm bugünde aynen devam ediyor. Yeni bir heyecan öncesi gelecek kişinin futbol yapısına göre, daha belirgin cümlelerle başka bir postta kura çekimini yorumlamak gerek.. Şimdilik herşey güllük gülüstanlık..
Futbol Ayıbı !
Öncelikle hiç abartmadan söylüyorum; İzmir'de tam 26 saatir hiç durmadan şiddetli yağmur yağıyor. Evet abartı yok, yağmur 1 dakika olsun durmadı.. Sonuçta Alsancak Stadının zemini ve sahanın hali resimlerde gözüküyor. Dün sabaha karşı bizim çocuklarla konuşurken "kimse heveslenmesin, bu havada maç oynanmaz" dediğimi o kafaya rağmen hatırlıyorum. Ama bu şartlara rağmen maçın ertelenmesi gerçekleşmedi. Bu tam anlamıyla bir rezalet! Bu sahada bırakın top oynamayı, yağmurdan dolayı hareket etmek dahi imkansız. Şimdi maçın hakemi Serdar Karakaş'a soruyorum; sen nasıl bir adamsın? nasıl bir hakemsin? dünyanın neresinde böyle şartlarda bir maç oynandığını gördün? Süper Ligde bir maç yönetseydin (ki çok zor) bu şartlara rağmen o maçı oynatabilir miydin? Bizim çalınan 2 puanımızın hesabını nasıl vereceksin? Sezon sonu 1 puanla farklı senaryolara kurban gidilirse senin kulaklarını çınlatalım mı? Yazıklar olsun sizin gibi hakemlere ve gözlemcilere.. Aldığınız o paralar helal değil, bunu yazın bir yere.. Bu sahada 90 dakika mücadele eden her iki takım futbolcularına ve gelen taraftarlara yazık en azından.. Bu futbol ayıbının ve çalınan iki puanımızın sorumluları için yine dünya güzel, yine hayat devam ediyor.. Sinirimi ve ağzıma gelenleri daha fazla yazmadan geçelim bu konuyu..
Öncelikle böylesi bir ortamda takım hakkında kötü birşey söylemek mantıksız. Bu şartlara rağmen takımdaki arzu ve istek o saha şartlarında dahi gözüküyordu. İlerdeki maçlar için bugünden sonra çok umutlandık.. Takıma yeni katılanların farklılığı artık yavaş yavaş kendini belli etmeye başlamış. İlerideki haftalarda takımın çok daha iyi olacağının sinyallerini bugün o sahada aldık. Maçın 0-0 bitmesine rağmen sahadaki 22 adamı ve bu yağmurda maça gelen tüm taraftarları tebrik etmeden bu yazıyı bitirmek olmaz.. Özellikle tribündeki herkese helal olsun, bu grubun bir üyesi olduğum için bugün bir kez daha gurur duydum. 3 puanımızı gasp eden Serdar Karakaş gibilerine rağmen bu takım seneye Bank Asya'ya çıkacak kapasiteye gelmiş. Artık söz sırası bizlerde!!!HAKEMLER : Serdar Karakaş, Rüştü Baykal, Evren Tutkun
GÖZTEPE : Tamer, Ferhat, Burak, Uğur, M.Akif, Burhan, Bulut, Murat Berge, Hasan, Mehmet Yılmaz, Emirhan
YEDEKLER : Sinan, Evren, Recep, Tayfun, Mert, Serkan, İlhan Şahin
İSKENDERUN : Ömer, Uğur, Taner, Umut, Emre, Hüseyin, Mehmet Öncan, Murat Bölükbaş, Metin, Remzi, Gökhan
YEDEKLER : Kadir, Deniz, Serdar Üçüncü, Zafer, Ahmet, Fatih, Cüneyt
05 Şubat 2010 Cuma
Berlusconi'den Gider !
Öncelikle adamın suratından fırlamalık aktığını söyleyim. Berlusconi yaptıklarıyla benim için tam anlamıyla "ele avuca sığmayan" bir adamdır. İnanılmaz büyüyen servetini pekde yasal yollardan yaptığını söyleyemeyiz, ayrıca İtalyan medyasına sık sık seks uzantılı konularla geldiğinide düşünürsek adamın yapısını bozuk birkere.. Tek olumlu yanını, Milan'ı dünyanın en büyük kulüplerinden biri yaptığı olarak görebiliriz.Son yaşanan olay ilginç; ilginç olduğu kadar da futbol dünyasında pek rastlanmayan bir durum. Geçen hafta İnter'den kiralanan Mancini transferinden bilgisi olmadığı ve bu transfere karşı çıktığı haberleri İtalyan medyasının son günlerdeki en önemli haber malzemesi. Hatta bu transferle ilgili olarak Galliani ile ters düştükleri dahi söyleniyor. "İki yıldır doğru düzgün top oynamamaış bir adamın, hem de satın alma opsiyonuyla birlikte kiralanması mantık dışıdır" tarzındaki açıklamaları sonrası asıl olayın Leonardo'ya olan güven zaafiyeti olduğunu düşünüyorum. İnter derbisi ve Udinese maçları sonrası Leonardo ile ilgili görüşlerinin üzerine, habersiz ve takımın ihtiyacı olmayan bir mevkiye yapılan Mancini transferi İsrail'de bulunan Berlusconi'nin kulüp üst düzey yönetimiyle ipleri germesine neden oldu. Mancini'yi gereksiz bir transfer olarak değerlendiren bir kulüp başkanından sonra kiralanan adamdan nasıl bir fayda sağlanacağı akıllardaki en büyük soru işareti konumunda şuanda?
Bu olayda, daha önce "artık 23 yaşından büyük oyuncu almamalıyız" sözünün çiğnenmesi ve kendisinden habersiz imzaların atılması başrolde.. Adamın haklılık payı da yok değil hani. Kulübün sahibinin haberi olmadan transfer yapmanın mantığını başkana açıklayacak kişi bizim keltoş Galliani'dir. Ardından ifade sırası Leonardo'ya geldiğinde işlerin biraz daha gerginleşeceği muhakkak.. Bu konu hakkında basına yakınmasının ardından Milan'ın ligde değişkenlik gösteren performansı daha da dikkat çekici bir hale gelebilir. En azından sezon sonuna kadar yapılacak fazla birşey yoksa da, sezon sonu Berlusco'nin tepkisinin sonuçlarının neler doğuracağını ise şimdiden kestirmek güç. Go Berlusconi go..
Robinho
Bu ne arkadaş! Bizim halısaha takımını geçtim, sokak arasındaki maçlarda dahi bu kadar kolay adam geçilip, gol atılamaz sanırım. Ama söz konusu Brezilya Ligi ise şaşırtmıyor bu görüntüler insanı !
Saldırgan Juventus !
Transfer sezonuna kadar Juventus ile ilgili neredeyse hergün yeni bir isim duymaya alıştırmamız gerek kendinimizi. Geçen gün Pazzini'den bahsetmiştik. Bugün ise İtalyan medyasına göre Mexes için ön girişimlerde oldukları yazılıyor. Kısacası kötü geçen sezon daha bitmeden transferiçin saldırmaya başladı siyah beyazlılar.. Mexes'in son iki yılda talip listesi bir hayli kabarık. Şimdi ise listenin son sırasına Juventus yazdırdı adını. Roma'nın finansal krizde olduğunu varsayarak, bonservisi için 12 milyon euro gibi bir rakam konuşuluyor. 30 Haziran 2011'e kadar Roma ile sözleşmesi olan Mexes yılda 2.4 milyon euro kazanıyor. Juve'nin bu rakamların biraz daha üstüne çıkacağı, özellikle işin zor yanının bonservis meselesi olduğu gerçeği var ortada. Yaz gelmeden bolca dedikodu gelmeye başladı Torino semalarından.. Transferden önce teknik adam diyorum bende..
Taraftar Kart
Bir süre önce kulaktan dolma da olsa böyle bir duyum almıştık. Yönetimin "taraftar kart" adı altında bir kart çıkartacağı ve bu karta sahip olanların zaman içinde bir takım ayrıcalıklar kazanacağı haberleri dolaşıyordu ortalıkta. Çarşamba günü Swissotel Grand Efes Oteli’nde yapılan tanıtım toplantısında İzmir medyasının ve Kulübümüzün önemli isimleri yer aldı. Başkan İmam Altınbaş'ın tanıttığı ve ilerisi için düşüncelerini açıkladığı toplantının en ayrıcalıklı kısmı hiç şüphesiz "Kırmızı Kartın" bizlere neler getireceğiydi. Beklediğimiz bu kartın ayrıntıları sonucunda kurumsallık adına önemli bir adımın daha atıldığını düşünüyorum..Tanıtım toplantısında söz alan Altınbaş Holding Pazarlama ve İş Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı Semih Üstün, Taraftar Kart ile ilgili ilk deyatları anlattı: "Taraftar Kart sahibinin, Kulübe özel bir kimlikle resmi bir bağlılık sağlayacağına dikkat çeken Üstün, Bu kartla herhangi bir taraftar olmak yerine kulübün resmi taraftarı olunur. Bu kartla şimdilik Sosyal Aktivitelere katılım, Hediye Maç Bileti, Kulüp Organizasyonlarına Katılma Şansı, Takım ile seyahat şansı, Öncelikli kombine satın alma, Gozza’da Puan Kazanma, Özel fırsatlardan ilk haberdar olma, antremanları izleme olanağına sahip olunacak." gibi açıklamalardan sonra kartın her Göztepe taraftarı için önemi daha iyi anlaşılıyordur sanırım..
Ayrıca Taraftar Kart ile ilgili olarak gelecekte düşünülen bazı ayrıcalıklar ise; "SMS / Facebook / Twitter ile iletişim, www.goztepe.org.tr uzantılı e-posta, Kişiye özel günlerde ilave olanaklar, Markalar/şirketlerle özel anlaşmalar, GSM Operatörleri ile aktiviteler, Bankalar ile aktiviteler.” diye sıralanmış. Neresinden bakılırsa bakılsın kurumsallaşma adına önemli adımların atılmaya başlandığı bir süreçten geçiyoruz. Bu kart günümüz şartlarında kulüplerin gelirlerine artı değer katan ve taraftarların kulüplerine gelir sağlamasına ön ayak olan bir sistem. Dünyanın pek çok kulübünde görülen bu gibi yeniliklerin arkasının geleceği haberini şimdiden buradan vereyim ben..Taraftar Karta sahip olmak için önümüzde iki yöntem var. İlki kulüp binamızın altındaki ya da Alsancaktaki Gozza mağazaları ve gezici karavandan 10 lira karşılığı temin edilebilir. Şehir dışında yaşayanlar için ise internet sitemizin ana sayfasından online olarak başvuru yapılabiliyor. Karta sahip olanların Gozza mağazalarından yapacakları 70 liralık bir alışverişte ise ödeyecekleri miktar 60 lira olacak. Ben birazdan Talatpaşa'daki Gozza mağazasına gidip, şu göz alıcı kırmızı kartımıza sahip olayım diye düşünüyorum. Bu kart hiç bir boka yaramasa dahi üzerindeki o arma için bile cüzdanımın en güzel köşesinde her zaman yeri olacaktır..
03 Şubat 2010 Çarşamba
İPad
Bendeki teknoloji manyaklığını ara ara da olsa bloga yazıyorum. Her çıkan ürünü almasamda mutlaka internetten araştırıp, kendimi öyle avutuyorum. Eskiden teknolojik ürünler deyince aklıma direk Sony gelirdi.. Son yıllarda ise benim için bu tahtın tek sahibi Apple.. Bana göre çıkardıkları her ürün muhteşem.. Ben herhangi bir ürünü alırken öncelikle görünüşüne bakarım.. Beni cezbedecek estetiği ve al beniye sahip mi diye? Bir ürün görselliğinden sonra, eğer aradığım özellikleri de barındırıyorsa o iş bitmiştir benim için. Ondan sonrasında kredi kartı sağolsun. Önce ipod, iş yerince mac ve geçen yılda iphone kullanmaya başladığımdan beri apple benim için bir efsane şirket, Steve Jobs ise bir dehadır.. Tabi apple ürünlerinin özellik bakımından eleştirilecek yönleri de yok değil. Ama biraz önce dediğim gibi adamların her ürününün bir estetik harikası olması benim bazı eksiklikleri görmemi engelliyor. Bundan sonra teknolojik bir alette gideceğim ilk adresin neresi olduğu belli! İşte tipik bir pazarlama stratejisine kurban giden saf anadolu delikanlısı !Şimdi ise videosunu izledikten sonra hasta olduğum yeni ürüne gelelim: İPad.. Steve Jobs ürünü iphone ile mac arasında bir yerlere koymuş. Ürünü size uzun uzuya anlatmayacağım, buradaki video da ürünü görsel açıdan görmeniz mümkün.. Video sonrası özellikleri hakkında daha fazla bilgi almak isteyenleri ise bu linke ve bu linke alalım.. Fiyatına gelirsek; baştan söyleyim bize yani son kullanıcıya gelesiye kadar alınacak vergilerden sonra biraz uçuk bir rakam bekliyorum ben. O yüzden piyasanın bu yeni ürüne alışması ve fiyatların biraz daha makul seviyeye gerilemesi için bir müddet beklemek en mantıklısı.. Ondan sonrası ise benim hayal dünyama kalmış!!!
Kültür Farkı
Transferin son gününde Celtic cephesinden basına yansıyan haber sonrası Robbie Keane'i karşılamaya gelen yeşiller yukarıdaki fotoğrafta.. Pazartesi gecesi Robbie Keane'e "hoşgeldin kutlaması" yapmak için oluşan bu kalabalık size birşeyleri hatırlatıyor mu? Yukarıdaki yüzlerce kişi takımlarına katılan bir yıldız için toplanmışlar, adam gibi sevinçlerini paylaşmışlar ve dışarıdan bakanları rahatsız edici bir görüntü oluşturmadan evlerine dönmüşler. Ya bizde; zaten havaalanlarındaki görüntüler insanın sinirlerini bozmaya yetiyor. Bir avuç çapulcunun futbolcunun belirmesiyle üstüne yüklenmesi, adamın surat ifadesinin "sıçtık lan" şekline dönmesine yol açtığı gibi, ortaya çıkan rezil görüntüde cabası.Havaalanına gidilir, çokta güzel bir şekilde gelen yıldız (buraya dikkat, sadece yıldız transfer için gidilir) oyuncu karşılanır. Ama insan gibi, hayvanlaşmanın bir anlamı yok.. Zaten dikkat ederseniz oraya gelenlerin büyük bir çoğunluğunun tipler bozuk, hepsi midyespor sitili.. Ama ne desek, ne yazsak ne gibi bir yaptırım uygularsak uygulayalım bu görüntülerin oluşmasında birazda hava atmayı ve taraftara şirin gözükmeyi seven yöneticiler var. Hemen hemen her takımda bu işler bu şekilde yürüyor. Eskiden Hakan Bilal Kutlualp'ın yaptığı polümleri şimdide Haldun Üstünel yapıyor. Bu olayların maksadı, kendi taraftarı gözünde ilahlaşırken, rakip takımada psikolojik baskı uyguamaktır. Yoksa bizlerde pekala yukarıdaki gibi bir şekilde transferlerimizi basına ve taraftarlarımıza adam gibi tanıtabiliriz. Ama bizler şiddet yanlısı bir toplum olduğumuz için sevincimizde, üzüntümüzde maximum seviyelerde olmalı!
Yazan: barbar biggins..
Son Talip Juventus
Yaklaşık bir ay önce Pazzini hakkında yazdıklarımız burada duruyor. O günlerde Ancelotti'nin gelecek sezon için Pazzini ile ilgilendiği ve Chelsea'ye transfer etmek istediğini söylemiştik. Gün geçtikçe Cumhuriyet Altını gibi değerleniyor Sampdoria'nın göz bebeği.. Juventus'un bu yılki hayal kırıklığından sonra yaz aylarında takımı adam akıllı yenilyecekleri büyük ihtimal. Bunun içinde ilk oltayı Sampdoria'ya atmışlar. Elindeki kozun farkında olan maviler, İngiliz takımlarının ilgisinden bahsedip kapıyı 20 milyon eurodan açınca, transfer şimdilik askıya alınmış. Daha doğrusu Juventus esasında sezon sonunda lig sıralamasındaki yerine göre hareket edecektir. Şampiyonlar ligine kaldıkları takdirde bu işe asılacaklarını düşünüyorum. Aksi bir durumda ise gelirlerdeki düşme göz önüne alınıp kendilerine gelen sırayı savacaklardır.. Her ne olursa olsun bilinen bir gerçek var ki; Pazzini önümüzdeki sezon Sampdoria'da olmayacak..
02 Şubat 2010 Salı
Oy Pusulasının İmtihanı !
Pazar günü tv karşısında Beşiktaş'ın seçim sonuçlarını takip ederken, kongre salonundaki tuhaf hava dikkatimi çekti. Bu havanın aynısına son 3 haftada İzmir'de şahit olmuştum. Esnaf teşkilatlarının seçimleri vardı. Her oda yeni başkanını seçerken, özellikle oy kullanacak delegeler adayların yapacakları icraatlerden daha çok, kaymak kısmına bakıyorlardı! Bu tip olaylar bu ülkenin neden hala 3. sınıfta olduğunun kesin bir göstergesidir. Bu olaylara yurdun dört bir yanında şahit olmaya alıştı bu gözler..Beşiktaş'ın seçimlerinden önce Yıldırım Demirören'in kazanacağı çok belli olsa da, ben aradaki oy farkının ne kadar olacağı konusunda tahmin yürütmeye çalışıyordum. Açıkcası Murat Aksu beklediğimden daha fazla oy aldı. Şimdi konuya nereden başlasak diye düşünürken sonuç bizi hep aynı yere çıkartıyor! Şimdiki başkanın görevde olduğu sürece yaptığı icraatlerin büyük bir kısmının hata ve yanlışlar silsilesi olduğu konusunda hemfikiriz. Ortada sadece geçen yıl alınan çifte kupa zaferi göze çarpabilir. Bu şampiyonluklarda da en büyük pay kesinlikle Fenerbahçe ve Galatasaray'ın inanılmaz kötü performansları ve takımın başında Mustafa Denizli'nin oluşudur. Bunlara rağmen kulübün yanlış yönetiliş tarzı, akıl almaz transfer harcamaları, gittikçe büyüyen borç miktarı gibi somut örnekler karşısında Demirören yönetiminin hangi mantıkla oy aldığı tartışılır!
Aslında tartışılmaz; ben Beşiktaş kongre üyesi olsam ve pazar günü oy kullanmaya gitsem, cumartesi akşamı yatağa başımı koyduğumda vicdanımla hesaplaşırım. Bu takım ve kulüp gittikçe marka değerini yitiriyor, tek bir kişinin elinde diktatörlük tarzı bir yönetim anlayışı ve futbol şubesinin iflasın eşiğine gelme durumları göz önüne alındığında, vicdanı olan her insan evladı gibi elim Demirören'e oy atmaya gitmez. Aklı selim her kişinin bunları düşünmesi ve gözlemlemesi zor olmasa gerek. Madem ortada bu kadar açık seçik kötü yönetilen bir kulüp var ama başkanı seçimden önce seçimi kazanacağını biliyor. Sadece kendisi değil, bizlerde biliyoruz. Eee peki nasıl oluyor bu işler?
İstanbul kulüplerinin kongre önceleri televizyonlardaki yayınlardan ve kongre üyelerinin çeşitli beyanlarından bir takım ipuçları alıyoruz - en azından ben alıyorum- Bu adamların büyük bir bölümünü oyunu kullanırken vicdan muhasebeleri yeterli olmuyor sanırım! Bunun yanında günümüz şartlarınında oy pusulasının vicdanına etki ettiği gerçeği var ortada! Gazetede ya da tv de konuşmuyoruz, o yüzden çok açık olayım; bu işlerin nasıl yürüdüğünü ben gibi çoğu kişide biliyor. Seçimler öncesi başkalarının ödenen aidatları ve başka borçları, yine seçim öncesi yeni üye alımı, oy kullanacak belli başlı gruplara vereilen sözler, iş hayatında gösterilecek kolaylıklar derken oy pusulası oluypr size para makinası! yanlış anlaşılmasın, Demirören'e oy veripte bunların hiçbirisiyle alakası olmayan insanlarda var ama ne düşünerek oy verdikleri konusunda bir fikrim yok, olamaz da zaten!
İşin acı boyutu futbol bir tutkudur. Herkesin tuttuğu renk kendine güzeldir. Hele ki kulübüne üye olacak kadar bu işin işine girdiysen, bu saatten sonra o oy pusulasıda senin namusundur. Herşeyden önce kulübünün geleceğidir. Onu sattın mı kendi kişiliğini satmış olursun bir nevi. Demek ki Beşiktaş kongre üyeleri arasında takımına gönülden aşık olan adam sayısı.....? Bu işin sorumluluğu ve acısı yine katlanarak taraftarın omuzlarına binecektir. Karşılıksız sevenler derneği yine kaybetti. Bu sistemde takımlarına gönül verenler masa başlarında kaybetmeye alışkınlar ama sevdalarında herhangi bir azalma değil, aksine büyüme oluşuyor. Ters tepki sonuçlarının karşılığını her zaman tribünlerde görmek istemişimdir. Çünkü orasıda bizim saz çaldığımız yerler. Gerçi artık dolar ve euronun girmediği kaç tribün kaldı orası da ayrı bir konu?
Son olarak; bu kadar tepki alan bir başkan karşısına, Murat Aksu gibi etkinliği ve ağırlı pek fazla olmayan, aynı zamanda yönetim listesinin de iddalı olmadığı bir adamı çıkartan muhalefetin bu saatten sonra herhengi bir konuda söz sahibi olmasıda düşünülemez. Atı alan üsküdarı geçti, siz hala soba üstünde kestane pişirmeye devam edin!
31 Ocak 2010 Pazar
Klasik Başlangıç ! 2 - 1
Postun başlığı gibi "çok klasik bir başlangıç" oldu. Bizim zaten bir yarış içerisinde cefa çekmeden gün yüzü görmemiz gibi bir durum söz konusu olamaz. Özellikle son 2 yıldaki son dakika sonuçlarıyla bu tescillenmişti. Play-off'ların ilk haftasını bay geçtikten sonra ilk maçımız Güngören deplasmanıydı. 20 otobüse yakın taraftar, artı özel araçlarlarla gidenlerle birlikte 1500 civarı sarı-kırmızı aşığı varmış tribünde. -mış diyorum çünkü bunları ancak oradaki arkadaşlardan öğreniyoruz. Çok sağlam bir deplasman tribünü Güngören'deki yerlerini alırlarken ev sahibi takımın taraftarları tarafından iyi ağırlandıklarıda söyleniyor. Maç öncesi ve sonrası bizim çocuklara gösterdikleri misafirperverlik için bir teşekkür edelim kendilerine..Okuduklarım ve duyduklarım kadarıyla takımın ilk haftaki performansı beğenilmemiş. Özellikle yeni taransferler hakkında söylenenler olumsuz. Gerçi ilk haftalardaki uyum döneminin atlatılmasından sonraki yorumların daha sağlıklı olacağını düşünüyorum ben. Klasik bir Göztepe portresi; adamı verem etmeden hiç bir başarının gelmeyeceğini çok iyi öğrendik.. Play-off'lardaki performansımız sonucu artık buralardan kurtulmak zorundayız. Bunu tüm futbolcular ve teknik heyet bildiğine göre, çok fazla karamsarlığa kapılmadan rotamızı önümüzdeki pazar oynanacak İskenderunspor maçına çevirelim. Alsancak Stadında alıncak bir 3 puanla, bozulan morellerin yerine gelmesiyle bu yarış içinde var olduğumuz gerçeğini gün yüzüne çıkarma vakti. Herkes maç öncesi Albatros'a!
Grupraki diğer maçların sonuçları:
İskenderun D.Ç. 3 - 0 Çorumspor
Şanlıurfaspor 2 - 2 Akhisar Bld.
Türk Telekom 5 - 0 Etimesgut Şeker
28 Ocak 2010 Perşembe
Günün Kuponu
Türk Futbolu İçin Geliyoruz!
TÜRK FUTBOL TARİHİNİN TEK GERÇEK EFSANESİG Ö Z T E P E
YEREL LİGLERE VEDA TURUNA ÇIKIYOR,
HER ŞEHİR HER KASABA HAZIRLANSIN
GÖZTEPE VEDALAŞMAYA GELİYOR
ÖDEMİŞLİLER, TURGUTLULAR, AKHİSARLILAR, KEMALPAŞALILAR, TİRELİLER, URLALILAR, MENEMENLİLER, ALİAĞALILAR, BERGAMALILAR, DİKİLİLER, EDREMİTLİLER, AYDINLILAR, DENİZLİLER, KÜTAHYALILAR, ÇANAKKALELİLER, HATTA KARŞIYAKALILAR ALTAYLILAR, ZONGULDAKLILAR, ARTVİNLİLER, MALATYALILAR, ADANALILAR, URFALILAR...
TÜRK FUTBOLUNUN KEMİRGENLERİ TARAFINDAN SÖMÜRÜLEN
TÜM ŞEHİRLER , TÜM TAKIMLAR
SİZLER İÇİN, SİZİN HAKKINIZ İÇİN GELİYORUZ.
HEPİNİZE YAPILANLARIN HESABINI SORMAYA, HESABI KESMEYE GELİYORUZ.
TÜM ŞEHİRLER SÜSLENSİN TÜM STATLAR HAZIRLANSIN TÜM YOLLAR DÜZLENSİN
TEK BÜYÜK GÖZTEPE VEDA TURNESİNE ÇIKIYOR
İLK DURAK
GÜNGÖREN
31.01.2010 13:30
www.goztepelist.org
*************************
Yazının içinde biraz iddalı ve tepki çekici cümleler olsa da genel fikir konusunda bende aynı görüşteyim. Yazı Göztepe sitesinde yayınlanan bir metin olduğu için içindeki belli başlı iddalı kelimelere takılmayalım. Ben çok tuttum yazıyı. Kaleme alanın eline sağlık. Göztepelist sitesi zaman zaman böyle güzel metinler çıkartıyor ortaya.. Bu hafta Bank Asya yolundaki ilk maçımıza çıkıyoruz. Rota İstanbul. Sezon sonunda uzun süredir beklenilen sevinç gözyaşlarının akması dileğiyle, Allah utandırmasın..
27 Ocak 2010 Çarşamba
Giovani Dos Santos
İsim olarak bakıldıklarında Jo ve Dos Santos taraftarı heyecanlandıracak transferler. Kariyerleri 2 yıl öncesine kadar devamlı yükselişteydi. Ama son 2 yılda saha içindeki performansları sonucu kulüplerinde yedek kalınca, kiralık olarak Edirne'den içeri giriş yaptılar. Galatasaray'ın devre arası transfer politikasındaki kilit nokta Baros'un sakatlığının uzayacak olmasıdır. Eğer Baros ikinci devrenin başına yetişseydi, belki de Jo alınmayıp, Rijkaard'ın bir ara dillendirdiği orta sahaya birisi alınacaktı. Sezon ortası transferde istenilen değil, eldekinler içinden seçim yapmak zorunda olan kulüpler için her yeni oyuncu saatli bir bombaya dönüşebilir. Ardından Kewel'in hesapta olmayan sakatlığı transferin mevkisini yine değiştirdi. Mutlaka Galatasaray yönetiminin ve teknik heyetinin hazırlamış oldukları listede seçenekli orta saha adamlarının isimleri bu olaylar sonucu bir bir çizilmek zorunda kaldı. Üstüne şimdi birde yabancı kontenjanı problemi çıkınca gidecek olan isim için fal bakılmaya başlandı. Taraftarın hiç istememesine rağmen sakatlığından dolayı ilk hedef Kewel gibi geliyor bana. En azından sezon sonuna kadar sözleşmeyi dondurma yolunu arayacaktır yönetim.Tüm bunlar sonucu avrupa uefa liginde oynayacak tek merkez forvet Nonda kalınca, Rijkaard'ın Dos Santos transferine ne için onay verdiğini pek algılıyamadım. Arda, Keita, Caner gibi kanat adamlarının yanına Santos transferi Jo'da olduğu kadar mantıklı gelmedi bana. Evet Jo avrupada oynayamacak ama en azından Türkiye sınırları içinde takımın ilk forveti olacak ve Nonda'nın formsuzluğu karşısında şık bir seçenek olarak duracaktır. Santos'un avrupa kupalarında Nonda ile ileri ikilide yer alması, takımın oyun sisteminde ciddi değişikliklere gitmesini sağlayacaktır ki, ben buna pek ihtimal vermiyorum.
17 yaşında Barcelona A takımında oynamaya başlayan, Meksika Milli Takımında kulüplerde sergilediği performansı katlayarak oynayan ve de en önemlisi kısa kariyeri boyunca Rijkaard'ın eleğinden geçen Dos Santos için İstanbul doğru bir tercihtir. Tottenham'da yedek kulübesinde ve İngiltere'de geçireceği boşa zamanı, kendisine Barcelona'da forma şansı veren Rijkaard'ın kanatları altında geçirmesi kariyeri açısından olumlu sonuçlar doğuracaktır. Geçen sezon Ipswich Town’da fena sayılmayaak maçlar çıkardı Giovani Dos Santos.. Bu transferde bir dikkat çekici bir diğer nokta ise satın alma opsiyonunun Galatasaray'da olması. İşte kilit nokta burası olabilir. Ayrıca sözleşmeye bu maddeyi koydurmak bir transfer başarısıdır.. Harry Redknapp'ın sezonun ikinci yarısında bir gözüde Ali Sami Yen'de olacak. Santos'un buraki performansı sonrası ada basını tarafından başı ağrıtılırsa, bu çok şaşılacak bir olay olmasa gerek.
Santos'un hucüm hattının hangi noktasında oynayacağını maçlar başladığında bizde herkes gibi göreceğiz. Orta göbek hariç her iki kanatta da etkili olabilecek bir adamın, süper ligde fayda, uefa liginde ise sistem açısından karışıklık meydana getireceğini düşünüyorum. Herşeye rağmen soğuk kış akşamlarında 21 yaşındaki bu yıldızı televizyondan da olsa izleyecek olmak, futbolu sevmemiz için sonsuz nedenlerden biri olarak daha karşımıza çıkıyor..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

