10 Kasım 2009 Salı

Robert Enke Artık Yok

Haberi biraz önce okudum Ntvspor'un sitesinde. İnanılmaz üzücü, üzücü olduğu kadar da trajik bir olay. Bir maçlığına olsa da Fenerbahçe formasıyla izlemiştik Robert Enke'yi. Bu akşam gelen haberlerde intihar ettiği söyleniyor. Haberin kesinliği yarın net olarak ortaya çıkar. Hannover 96 kulübü başkanı Martin Kind yaptığı açıklama da kalecilerinin son zamanlarda ruh halinin iyi olmadığı söylemiş Alman basınına.. Bu depresyon halinin 2006'da kaybettiği 2 yaşındaki kızından süregelen bir olay olup olmadığını ise her zaman gizemini koruyacak. Futbolun gülen yüzü kadar üzücü taraflarıda son zamanlarda ortaya çıkmaya başladı. Umarım bu son olur.. Gece gece iyi olmadı bu haber..

Özlüyoruz...

Aramızdan bedenen ayrılışının 71. yılında her gecen yıl büyüyen özlemine baska hiç bir ulusa nasip olmayacak senin gibi bir öndere sahip olmanın gururunu ekliyoruz.
Göztepe taraftarı ilelebet devrimlerinin ve cumhuriyetinin bekçisi olacaktır.

YALI

09 Kasım 2009 Pazartesi

Bir Soru ?

Beni tanıyanlar bilgisayar ile aramın iyi olmadığını bilirler. Hele ki özel bilgi gerektiren konular hakkında öküz-tren ikilemine sahibim. Şimdiki sorunum ya da istediğim olay blogumla alakalı. İsteğimi kısaca açıklamaya çalışayım, umarım anlatabilirim! Şimdi blogda yeni tema demeyimde, ben yazılan yazıların boyunun (eninin) kısalığından şikayetçiyim. Mesela bu blogda yer alan herhangi bir postta yazıların uzunluğu yaklaşık 10,50 cm kadar.. İşte ben bu uzunluğun en az 3 ya da 4 cm daha uzamasını istiyorum. Yani attığım postlardaki yazıların eninin uzunluğu 14-15 cm gibi olursa ballı kaymak olur. Bunu yapmamın bir yolu var mıdır? İlla yeni bir şablon mu yüklemem gerekiyor? Bu HTML zımbırtısı denilen olaydan hiç anlamadığım için sanırım iş burada bitiyor? Umarım derdimi anlatabilmişimdir. Eğer derdimi anlayan varsa! ve bu konuda bilgi sahibiyse yorum bölümüne ya da mailime not düşerlerse çok sevineceğimi söylemek isterim..

Reziller & Ruhsuzlar !!!

Ayıp ulan ayıp.. Neresinden bakarsanız bakın harbiden ruh yok bunlarda. Dikkat ederseniz son zamanlarda bloga Göztepeyle ilgili post girmiyorum. Nedeni basit; bunlar adamda ne sinir bırakır, ne de mantık. İşte bu sebeptendir ki sinirimi yazıya dökmeyim diye post girmiyorum. Böylelikle gelen maillerin cevabını buradan vermiş oldum sanırım. Yıldızlar karması! dün de Turgutlu'da son 5 dakika da yediği 2 golle 2-1 mağlup oldu Turgutluspora.. Bunlarla bırakın bir üst lige çıkmayı, kümede kalalım o bile başarı. Dün maç sonu takımı otoyolda bekleyen taraftarların tepkisini polis futbolcuları özel araçlarla kaçırmakta buldu. Allahtan ki böyle birşey yaptılar. Artık o sinirle neler olurdu orası muamma... Bu takım direk olarak ilk ikiden çıkamayacak bu belli, ancak son şans klasmandan çıkmak olacaktır. Yönetimin ve teknik heyetin baş başa verip bu ruhsuzlara bir ayar vermeleri şart. Artı olarak yapılacak takviyelerle bu takım her türlü bir üst lige çıkar. Ama artık bu taraftar taşmak üzere, bu hafta içeride alınacak ters bir sonuçta olacak olaylara kimse engel olamaz. Evlerinize gidemezsiniz beyler, ben buradan haber vereyim! Herkes aklını başına alsın ve elinden geldiğince, yüreğiyle oynasın topunu. Gerisini zaten biz anlar, saygı duyarız. Ama o ruh var mı siz de orası bilinmeyen bir denklem işte!

Son 3 maçtır ha oldu, ha olacak derken elimize geçen ne? Yine babayı alan bizleriz. Gerçekten arkadaşlar yalı forumunda yazılanlardan da belli oluyor ki herkes son durakta artık. Ya adam gibi oynayacaksınız bu topu, ya da siktirip gidecek birçoğunuz bu takımdan. Kadro olarak bu grubun en iyi kadrolarından birine sahibiz ama aciz yönetimin dışarıya para kaçırmayalım düşüncesi yüzünden çalıştığımız hocaların kapasiteleri belli. Bunlarla bu işin olmayacağı aşikar. Bu hafta herkes daha bir istekle gelecek Alanyaspor maçına, sanki bir derbi maçına gelir gibi. Bakalım bu haftada sahada u-17 bayan futbol takımı gibi bir takım mı göreceğiz, yoksa varını yoğunu ortaya koyan bir takım mı? Şimdiden itibaren bir şey söylemenin, bir şey yazmanın anlamı yok. Herşey hafta sonu netleşecek. Ya herro, ya merro durumlarındayız artık..

Unutmayın ki biz maçlara sizler için değil, üzerinizde taşıdığınız o kutsal formalar için geliyoruz. İsyan Marşını sizler için değil armamıza olan bağlılığımızı dosta-düşmana göstermek için söylüyoruz. En önemliside bizim tepkimiz sizlerin futbol yeteneklerine değil, sırtınıza geçirdiğiniz o formanın ağırlığını ve önemini kavrayamamanıza..
Ne demiş büyük kaptan Gürsel Aksel: Biz, bugüne kadar Göztepe´de formamiza hiç ihanet etmedik, ettirmedik. Size serefli bir forma biraktik"

Serie A'da 12. Hafta Sonuçları



Bari-Livorno 1-0
5′ pt Allegretti

Bologna-Palermo 3-1
42′ pt Zalayeta, 44′ pt Kjaer, 4′ st Zalayeta, 47′ st Di Vaio

Cagliari-Samp 2-0
40′ st Conti, 44 st Matri

Genoa-Siena 4-2
1′ pt Crespo, 18′ pt Crespo, 34′ pt Palladino, 36′ st Paolucci, 37′ st Maccarone, 45′ st Floccari

Lazio-Milan 1-2
22′ pt Tiago Silva, 36′ pt Pato, 19′ st Tiago Silva (autogol)

Parma-Chievo 2-0
40′ pt Zaccardo, 24′ st Lanzafame

Udinese-Fiorentina 0-1
34′ st Vargas

Catania-Napoli 0-0
İnter-Roma 1-1
Atalanta-Juventus 2-5

Alex Gerrard # 6

#1, #2, #3, #4, #5

4-4 lük Maç, 5-5 lik Skor




Postun başlığını dün akşam bir yerde okudum ama nerede çıkartamıyorum bir türlü? Sanırım twitter'daydı ama tam emin değilim yine. Bu maç için cuk diye oturmuş. Evet gerçekler her zaman acı verici değildir ama dün akşam bu maçı izleyemeyenler ya da evde olduğu halde izlemeyenler oturup ağlasınlar ya da dövünsünler bence.. Şans eseri şöyle bir bakayım diyenlerdenim ama sonunda neler olduğunu hepimiz biliyoruz. Ben hayatımda ilk kez böyle bir skora şahit oluyorum. Daha önce varsa da ben bilmiyorum. Gerçekten müthişti, burada yazacağımız kelimelerle tarif edilemeyecek güzellikte bir maç oldu. Skorunun inanılmazlığının yanısıra, oyunda son derece kaliteliydi. Fransa'da kalbur üstü takımların birbirleriyle oynadıkları maçların kalitesi çoğu zaman vasatın çok üstünde oluyor. Bu maçı birkez daha izlemek, hatta arşivimize katmak gerekir. Futbol işte bu yüzden güzel ve dünyanın en sevilen oyunu. Maçı izleyemeyenlere bir kıyak yapayım dedim ve maçın yaklaşık 15 dakikalık özetini buldum internetten. Doya doya izlerken benim de kulaklarımı çınlatırsınız artık!

Aşı Tutmadı

Ne hocanın Tuncay'a, ne de Tuncay'ın hocaya aşısı bir türlü tutmadı. Sezon başındaki maçlar sonrasında devamlı kesik yiyeceği, çok az süreler alacağı belli olmuştu Şanlı'nın. Dün oynanan Hull City maçındaki komiklik ise olayın geldiği son raddeydi. Gerçi Tony Pulis'in aklından geçenleride bilmediğimiz için buradan sallamak da doğru değil gibi. Zira 7 dakika için bir oyuncu oyuna sokulup, tekrar dışarı alınmaz. Zaten taraftar tarafından sevilmeyen hocanın bu olaydan sonra ipleri daha da gerdiği bir gerçek. Premir Ligi izleyemediğimiz için bu konuda daha fazla yorum yapmak şimdilik zor. Tuncay bugün yaptığı açıklamada; "bu olayı hocasıyla konuşacağını ve İngiltere'de kalacağını söylemiş." Bizim ülkemizin ve milli takımımızın en önemli 3 adamından birinin avrupada düştüğü durumu görünce ligimizin ve oyuncularımızın kalitesi hakkındaki fikirlerimizi yeniden gözen geçirsek mi acaba? O götleri havada dolaşanlar gerçeklerle yüzleşince bu tip olaylara daha çok şahit olurlar..

Edit: Stoke City hocası Pulis dünkü yaşananlarla ilgili açıklamayı İngiliz basınına yapmış:

"Bu hareketle ilgili bir problemim yok. Yine olsa yine yapardım. 10 kişi kalmıştık ve mecburduk. Bu Tuncay ya da benimle alakalı bir şey değil. Bu takım ile ilgili bir şey. Her zaman önce takım gelir. Kendi yarı sahamıza gömülmüştük ve bir defans oyuncusuna daha ihtiyacımız vardı.

Ayrıca bu kararın nedenini Tuncay'a açıklama gibi bir zorunluluğum da yok. Dave Kitson'u oyundan alsaydım bu sefer o hayal kırıklığı yaşayacaktı. Tuncay'ın üzgün olduğunu biliyorum. Gururuna dokundu ve maç sonunda onu gördüğümde kızgın olduğunu biliyordum."

Kısa Kısa

Gazete okumayı çok severim, bu küçüklükten gelen faydalı bir alışkanlık sanırım. Şimdilerde moda olan internetten gazete okuma ise hiç bana göre değil. Alışamadım bir türlü bu olaya. Okumaya başladığım gazetenin -özellikle pazar günleri- okunmadık sayfası ve sütunu kalmaz benim elimde. Gazeteyi böylesine ayrıntılı ve uzun uzuya okurken bloglarda ve intenette her hangi bir sayfadaki uzun yazıları okuyamıyorum. Sıkıyor, bayıyor, gözümde büyüyor o yazı. Alelacele geçiştiriyorum yazıları, şöyle bir göz atıp kafama göre sonlandırıyorum bazen! Bloglarda da kısa yazıların hastasıyım. Postun kısa tutulması her açıdan bence daha iyi. Gerçi uzun ve müthiş yazılar yazan arkadaşlara da haksızlık etmeyelim ama bunlar benim kendi fikrim. Nereden mi çıktı bu yazı? Burcu Esmersoy'un bloguna bakınca geldi aklıma, hep kısa kısa postlar sonrası hoşuma gitti blogu, tavsiye ederim sizede.. Bloga buradan ulaşabilirsiniz. Bu arada blogu kadar kendisinin de hoşuma gittiğini söylememe gerek yok sanırım!

04 Kasım 2009 Çarşamba

Unutulmaz

Dün akşam oynanan Milan-Real Madrid maçının puanla ya da gruptaki sıralamayla ilgisi kesinlikle ikinci plandaydı. Maçın en önemli unsuru Kaka'nın ilk kez San Siro'da Milan'a karşı forma giyeceğiydi. Maçtan önce eski taraftarının yapısını iyi bilen Kaka hoşgörü istiyordu. Öyle de oldu. Yukarıdaki açılan pankart herşeyi net bir şekilde ifade ediyor zaten. Taraftar zorla satılan futbolcusunu yine bağrına bastı. Bu transferde gönülsüz olan tek tarafın Kaka olduğunu herkes bilirken, Milan'dan ayrılmamak için her yolu deneyenin yine Kaka olduğunu göz önüne aldığımızda dün akşam yapılanlar az bile bu adama. Milan tarihinin önemli adamları arasında yerini çoktan alan Brezilyalının unutulmayacağı gerçeğini de kimse değiştiremez. Ne Berlusconi, ne de keltoş Galliani..

Yine Kaşıntı Tuttu

"Bana edilen hakaretleri duydum. Eğer burada hoş karşılanmıyorsam, tıpkı Roma'da ve Madrid'de yaptığım gibi sorun çıkarmadan gidebilirim! 11 hafta geride kaldı ve ligde Juventus ile birlikte ikinci sırayı paylaşıyoruz. Zirvedeki Inter ise zaten herkesin bir adım önünde ve sadece kendisiyle mücadele ediyor. Bu yüzden insanları sürekli Nutella yemeye alıştırmamanız gerekiyor. Neye sahip olduklarının farkına varmaları için, arada sırada onlara biraz da 'pislik' yedirmelisiniz!"

Son 10 maçta 1 gol atan, son haftalarda vasatın üstünde performans göstermeyen Cassano'nun kaşıntısı tutmuş yine. Sampdoria tribünlerinin kendisini yakın zamanda kaşıyacağını düşünüyor ve görmek istiyorum..

Forman Yeter



(A) GRUBU
Bayern Münih - Bordeaux: 0-2
Maccabi Haifa - Juventus : 0-1

(B) GRUBU
Manchester United - CSKA Moskova: 3-3
Beşiktaş - Wolfsburg: 0-3

(C) GRUBU
AC Milan - Real Madrid: 1-1
Olympique Marsilya - FC Zürich: 6-1

(D) GRUBU
APOEL - FC Porto: 0-1
Atletico Madrid - Chelsea: 2-2

Yeniden Milano Yolları

İşin boyutu 3 ay öncesinden netlik kazanmıştı zaten, Beckham ocak ayında yeniden Milan forması giyecek. Resmi siteden aldık haberi.. Amerika'da ne yaptığından kimsenin haberi yok, milletin umrunda da değil zaten. Bunun için biran önce avrupaya geri dönmesi gerekiyordu. Beckham'ın 2010 Dünya Kupasında oynaması buna bağlı. Sonuçta geçen yılın bir kopyası daha yaşanacak ocak ayında. Sezon sonuna kadar kiralık olarak Milano topraklarında boy gösterecek sarı oğlan. Geçen sezon gösterdiği performans vasatın bir hayli üstündeydi, bu sezon ne yapıp yapamayacağını sezonun ikinci yarısında göreceğiz. Eğer uzun bir süre sonra dünya kupasının favorilerinden olan Capello'nun İngiltere'sinde yer almak istiyorsa geçen sene Milan'da gösterdiğin performansın altına düşmemesi gerek. Bunun sonucunda hem Milan, hemde kendi karlı çıkacaktır. Bu yazıdan çıkaracağımız ana fikir ise; "alın-verin, Milan'a can verin" olmalı..!

02 Kasım 2009 Pazartesi

O Hikayedeki Mal Benim !

Bir haftadır Fethiye maçını bekliyordum. İlk maçta olanlardan sonra taraftarları gelmese de en azından takımdaki futbolculardan ve gelen kıytırık yöneticilerinden başlayacaktım saydırmaya. Cumartesi günü heyecan tavan yaptı. Sanki ilk kez bir maça gidecekmişim gibi heveslendim pazar günü için. Hatta bizim çocuklarlada konuştuk, sırf bu maç için Kuşadasın'dan Digeo Burak bile tayfasıyla geliyordu. Hem onları görmek, hem de maçın tadına varmak için cumartesi akşamı az içip, pazar gününe dinç kalkacaktım. Tabi işin içine farklı olaylar girince ! cumartesi sabaha karşı saat 5 de ben hala gülüyordum o kafayla! Dedim; telefonun saatini kurdum mu canavar gibi kalkarım. Nah kalkarsın! Saat 11 gibi Kiwi reis mesaj çekmiş, bir kaç tane cevapsız çağrı oluşmuş telefonun ekranında. Peki ben napıyorum bu arada; leş gibi uyuyorum hala.. Sonrasında gözümü ilk açtığımda saat öğlen 2 olmuştu. Yani maç başlayalı yarım saat olmuş. Sinirimden ağlamayı geçtim, millete ayıp olduğuna yanmaya başladım. Maçın kalanını televizyondan izlesemde ilerleyen saatlerde salak yapmaya devam ettim tabi, telefona gelen hakaret ve küfür içeren ! mesajlara bakarken, gelen aramalara bakmadım. O kadar küfür yemek o kadar alkolden sonra bünyeye iyi gelmezdi herhalde. Bu olaydan sonra düşündüm, tekrar düşündüm; evet o mal bendim.. O hikayedeki mal benim ! Bu son olsun Göztepem, bir daha tekrarlanmaz bu hata...

Şimdide hafta sonunun bahis tablosuna göz atalım; boktan bir hafta sonu oldu benim için.. Totalde 20 lira içeri girdim. Yaptığım 4 kupon sonucu 120 lira kazanırken, 140 lira uçup gitti. Ne anladım bu işten? Ama bu haftanın götten ballısının Maslow olduğunu söylemek isterim. Adam net 400 lira kazandı 2 günde. Canlı bahisten attığı her kurşun hedefi vurdu deyyuzun.. Kredi kartı ekstresi öncesi ilaç gibi geldi bu para.. Biz nasiplenemedik tabi bundan o da ayrı mesele.. Hafta içi şampiyonlar ligi maçları var, umudumuz Şaban salı ve çarşamba günleri devam edecek artık.. Yaktın ulan Sampdoria yaktın beni..

01 Kasım 2009 Pazar

Serie A'da 11. Hafta Sonuçları



Cagliari-Atalanta 3-0
nel pt 33′ e 36′ Nenè, 46′ Matri (rigore).

Chievo-Udinese 1-1
27′pt Floro Flores, 25’st Yepes

Fiorentina-Catania 3-1
5′ Marchionni, Mascara 8′ st, Marchionni 24′ st, Gilardino al 42′ st

Livorno-Inter 0-2
4′ st Milito, 35′ st Maicon

Roma-Bologna 2-1
32′ Adailton, 35′ Vucinic; 52′ Perrotta

Sampdoria-Bari 0-0

Siena-Lazio 1-1
8′ Mauri, 32′ Maccarone

Palermo-Genoa (ore 20.45)

Juventus-Napoli 2-3

Milan-Parma 2-0

Biz Utanıyoruz Ya Siz ?

Göztepe 0 - Fethiyespor 1

Sinan
Burak
Emrah
Ferhat
Tayfun
Serkan
Eray
M.Akif
Mert
Hüseyin
Şadi
Recep
Ali Mumcu
Hasan

Sonuncu takıma yenildiğiniz için, çok büyük bir avantajı kullanamadıgınız için ya da ligin en az gol atan takımı oldugunuz için değil RUHSUZ OLDUGUNUZ İÇİN UTANIYOR MUSUNUZ!!!

YALI.ORG

30 Ekim 2009 Cuma

Yalı Montu Geliyor

Nihayet yeni YALI montlarımız çıkıyor, listeler yalı forumda açıldı. Şimdiden montlara ilgi büyük.. 11 Kasım'a kadar açık kalacak listeler sonucu ilk partinin siparişi verilecek. Sinan bu işin öncülüğünü yapıyor, listeler ve para derken zor bir işin altına girdi. Allah kolaylık versin oragnis başkana.. Yalnız resimde atlanmış bir detay var; montların 2 yanında da cep olacak, içinde de geniş ve uzun bir cep düşünülüyor.. Numune bir mont bu hafta içi derneğe gelecek. Onu inceledikten sonra düzeltilme yapılacaksa seri bir şekilde olacak ve aralık başı gibi montlar dağıtılmaya başlanacak. Peki nedir bu işin günahı derseniz; 60 lira gibi bir rakam söz konusu.. Daha önceleri yaptırdığımız atkı ve tişörtler gibi ucuz yollu birşey olmayacaksa da, 60 liranın bir mont için büyük bir rakam olduğunu düşünmüyorum. Ben resimden gördüğüm kadarıyla beğendim montu. Özellikle deplasman maçlarında herkesin üstünde olması durumunda çok güzel bir görüntü ortaya çıkacaktır. İlk parti sonrası ikinci partinin de yapılacağı kuvvetli bir ihtimal, şimdiden parayı denkleştiremeyip, siparişini veremeyenler üzülmesin, ikinci partiye artık.. Bende bugün ya da pazartesi günü hesaba havale yaparak listedeki yerimi alayım.. Ama önce tam olarak hangi beden giydiğimi bulmam gerekiyor! Anlaşılan bu kış yine reklamız Alsancakta...

Baklava mı? Turşu mu?

Dünya küçük, zaman akıp gidiyor, tüm bunların ötesinde intikam duygusu zamanla daha da olgunlaşıyor. Sezonun ilk maçında Fethiye'de olanları çoğunuz biliyorsunuzdur. Herkez Fethiye'ye deniz şortuyla, terlikle, havluyla hem tatil, hem de maç için gitmişken, üstelik tüm tayfa denizde yat turunda, diğerleride stada gelmemişken önceden giden arkadaşlara kurulan tuzak ve sonrasında Fethiye'nin harabe şehire dönüşmesi... Bunları göz önüne aldığımızda pazar günü tansiyonu yüksek bir maç olacak. Orada teşkilat yapan apaçiler İzmir'e gelecekler mi? Gelirlerse baklavayla mı, yoksa turşu suyuyla mı karşılayalım kendilerini. Buradan haberler gitti Fethiye'ye; "kimse gelmesin" diye.. Ama gelirlerse de İzmir ve Kordon turu yaptırmak isteriz kendilerine! Aşağıdaki afişten çoğu yere asıldı. Millet şimdiden pazarın tarifsiz doyumunu yaşamak için sabırsızlanıyor! Ben Fethiye'li biri olsam bu maça gelmezdim; ne bileyim İzmir'in havası çarpar, kızları çarpar Allah muhafaza!!! Takım güzel bir çıkış yakalamışken, zirveye yeniden ortak olmuşken bu maçtan mutlaka 3 puan alınmalı.. İte-kaka, seyirci baskısı v.s derken bu maçı alacağımızı düşünüyorum. Pazar günü herkes formasıyla, atkısıyla Atatürk Stadına.. Daha fazlasını burada belirtmeyelim, maç sonu yazarız yine birşeyler..

29 Ekim 2009 Perşembe

29 Ekim

"Zararlı Bahis Alışkanlıkları"

Merhaba arkadaşlar. Bugüne kadar yazdığım birçok makalede kasa yönetimi ve bahis ile ilgili düşüncelerimi, birikimimi sizlerle paylaştım. Bugüne kadar bahiste uzun kazanmak için hep sabır, irade ve disiplinin ne kadar önemli olduğundan bahsettik. Bugün yine forumumuzdan çok sevdiğim bir arkadaşımızla sohbet ederken daha önce pek değinmediğimiz (fazla üzerinde durmadığımız diyelim) birşey olduğunu farkettim. Üstelik bu faktör kötü bir Eylül ayı geçirmemde de etkili olmuştu..

Lafı fazla uzatmadan ne olduğunu söylüyorum:
"Bilgisayar başında fazla zaman geçirmek.."

Bahiste başarı oranımızı, kârlılığımızı arttırmak istiyorsak bilgisayar başında bahis ile geçirdiğimiz zamanı olabildiğince azaltmamız gerekiyor. O gün oynayacağınız maçları seçmeli ve o gün bahis olayını bitirmelisiniz. Bu noktadan sonra hala çevrimiçi olduğunuzda büyük bir tehlike ile karşı karşıya kalıyorsunuz: başka bahisler oynamak..

Bilgisayarın başında fazla vakit geçirmek derken bahisle fazla zaman geçirmekten bahsediyorum. Yoksa bilgisayarınızda o sırada oyun oynuyorsunuzdur yada dizi/film izliyorsunuz, o ayrı tabi ki..

MSN'de kankanız size titreşim gönderiyor, abi manchester banko yener kesin al diyor yada internette gezinirken bir karşılaşmayla ilgili bir yorum görüyorsunuz ve o bahisi de almaya karar veriyorsunuz.

Ne kadar boş vaktiniz olursa o kadar çok bahise sarıyorsunuz. Bu yüzden bahise ayırdığımız süreyi sınırlandırmalıyız. Eminim çoğunuzun haftasonu evden hiç dışarı çıkmadığı hatta tüm günü pc başında (benim oluyordu) geçirdiği oluyordur. Arkadaşlar bu hayat değil, bu günler geri gelmez. Bahise ayırdığınız süreyi azaltarak hem sosyal hayatınızı renklendireceksiniz, hem de bahiste kârlılığınızı arttıracaksınız..

Zaman zaman kendimize şu soruyu sormalıyız. Ben neden bahis oynuyorum? Eğlence için mi para kazanmak için mi? Mesela ben para kazanmak için bahis oynuyorum, bazen 4 gün bahis almadığım da oluyor. Hatta bahis oynadığım çoğu karşılaşmayı izlemem bile.

Ha arada bir televizyonda heyecanlı bir maç olur ve keyfinizi arttırmak için "küçük" miktar bir bahis oynar ve heyecan dolu dakikalar geçirirsiniz, bu tür şeylere lafım yok elbette. Arada bir "küçük" meblağlarla bu tür aktiviteler yapmak zararlı değildir ama sürekli action için bahis oynamak? İşte burada biraz durmak gerekiyor. Eğlence/action için bahis oynamak yerine sinemaya gitmek, yeni bir film izlemek, kızarkadaşınızla güzel bir restorana gitmek daha keyifli/eğlenceli değil mi?

Sosyal hayatınızı canlandırdığınızda kendinizi daha iyi hissedeceksiniz ve inanın bu durum oynadığınız bahislere de yansayacak. Çoğu maçı/bahisi kaçıracaksınız ve bundan dolayı bol bol "iyi ki oynamamışım" diyeceksiniz.

Peki çözüm olarak ne yapmalıyız? Çok basit, kendinize hobiler/ilgi alanları bulun. Bahis dışında birşeyle uğraştığınızda hayatın bahisten ibaret olmadığını anlayacaksınız. Bahis hepimizin hayatıyla iç içe girmiş durumda. Sık Kullananlar'ı tıklayın, kaç tanesi bahisle ilgili? Kaç tanesi bahisle ilgili değil? MSN listenizdeki insanların çoğu bahis konuştuğunuz insanlar değil mi? Peki bilgisayarınızda ziyaret ettiğiniz son 5 site? Bilgisayarı açar açmaz ilk girdiğiniz site?

Bir dönem benim de tüm hayatım bahis olmuştu. Sabahtan akşama (hatta ertesi günün sabahı) kadar tüm vaktim bilgisayar başında bahislerle geçiyordu. O zamanları (4-5 yıl önce) hatırlıyorum, hayattan eskisi kadar keyif almamaya başlamıştım. Tüm hayatınız bahis olduysa zaten başka birşey yapmak istemezsiniz ve oynayacağınız bahis olmadığında da kendinizi boşlukta hissedersiniz doğal olarak..

Hayat bahisten ibaret değildir. Gerçekten de bahise ayırdığım zamanı sınırlandırmaya başladıktan sonra hem hayatımın kalitesi arttı, hem de bahisle ilgili daha olumlu sonuçlar almaya başladım. Hiç kârlı bir hafta sonrası 2 gün kafanızı dinlemeyi denediniz mi? Tavsiye ederim, inanılmaz rahatlıyorsunuz. Zaman zaman fişi çekmek ve kafayı biraz dinlendirmek gerek..

Evet arkadaşlar yukarıda da bahsettiğim gibi çözüm sizin elinizde. Gitar çalıyorsanız arada kayıt yapın, müzikle uğraşın. Kitap alın ve yeni bir kitap okuyun. Spora gidin. İlla bir Spor kulübüne üye olmanıza gerek yok, sahilde/parkta 30 dakika yürüyüş yapın. Vaktinizin çoğunu evde geçiriyorsanız gidip film alın, film izleyin. İnternet sayesinde artık istediğiniz her diziyi indirebiliyorsunuz. Kaptırın kendinizi bir diziye. PC başında çok mu vakit geçiriyorsunuz? Yahu güzel bir oyun alın, bir süre onunla oyalanın. Bir oyun oynarken (özellikle de FRP, Strateji ise) başka bir dünyaya geçersiniz ve bahisi unutursunuz. Deneyin, faydasını göreceksiniz..

Evet, şimdi bu yazıyı okuduktan sonra bilgisayarınızı kapatın ve pencereden bir dışarı bakın. Dışarıda bir hayat var, hayatı kaçırmayın..

Not: yazı bahisklavuz sitesinden Sawyer adlı kullacının yazdığı bir yazıdır..